Gün boyu dijital görüntü ve sese maruz kalıyor; tarihin gördüğü en yoğun bildirim bombardımanı altında yaşıyoruz. İletişimi hızlandırmayı ve bireylerin diğerleri ve dünyayla bağını kuvvetlendirmeyi vaat eden bu kesintisiz uyaran akışı, zamanla hepimizi saran bir ortak gürültü atmosferine dönüştü. Marshall McLuhan’ın yıllar önce öngördüğü küresel köy, yerini bugün herkesin aynı anda bağırdığı sanal bir kamusal alana bıraktı. İlginç ve trajik olan, gürültüyü reddetmek yerine ona yönelmemiz. Sürekli uyarılmışlık hâlinden kopamıyor; bağlı kalma dürtüsüyle, gürültünün hem üreticisi hem de gönüllü tüketicisi olarak günlük yaşamımızı şekillendiriyoruz.
Maltepe Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü olarak düzenlemekte olduğumuz sergimizde, çağdaş yaşamın kolektif deneyimi olan gürültüyü, sanatsal üretimler aracılığıyla görünür kılmayı hedefliyoruz. Siz de her şey olmak isterken hiçliğe doğru yol alıp almadığınızı sorguluyor ve “kendimi ne kadar da özledim” diyorsanız, sizi sanat eserlerinizle gürültünün içindeki sessizliği aramaya değil; gürültünün kendisiyle yüzleşmeye davet ediyoruz.